ÇAYBAŞI İLÇESİNİN TARİHÇESİ
TARİHÇE
        Bölgenin egemen halkı, Yunan kaynaklarına göre Halip (Kalip), Kolk ve Kolonlar (Mariyadin) idiler. Bölge M.Ö. 8.yüzyıl sonlarında, Tiberenler ve Moşkların egemenliğine girmiştir. Amasyalı tarihçi Stroba (M.Ö 63-MS 19) Ünye'de demirci Kalip kavminin yaşadığını belirtmektedir. Bölgenin yaşayan ilk organize kavimleri; Tiberenler, Kalipler ve Mosinoiklerdir. Bu kavimlerin bakır, kalay ve demiri işlemeye başlamaları, bölge halkının yaşam ve uygarlık düzeylerinin yükselmesine katkıda bulunmuştur.
BÖLGEDE ŞEHİRLERİN, KOLONİLERİN KURULMASI
    Hititler devrinde bölgenin güneyinde ovalarda yaşayan kavimler çok ilkel bir yaşam sürmekteydiler. İstilalar sonucunda (MÖ13- 12 Y.Y) bu kavimler daha çok kuzeye, Karadeniz dağlarının kuzey yamaçlarına göç ettiler. Dağların sağladığı stratejiden yararlanarak ulaşılması güç kayalıklara, dağ yamaçlarına barınak yaparak veya mağaralara yerleştiler. Hititlerden sonra Karadeniz'in zenginliği tanınmaya başlanmış, denizci kavimler buranın zenginliğini başka memleketlere taşımışlardır. Kalipler ve Fenikeliler bölgede koloni kuran kavimlerdir. Yunanlılar bu koloniler sayesinde İran`ı, Orta Asya`yı ve Kafkasya'yı tanımışlardır. Miletus'lar (Miletler) M.Ö 670 yıllarında Amisos (Samsun), Oneo (Ünye) ve Kerasus (Giresun) kasabalarını kurmuşlardır. Buralarda ticaret hayatını zenginleştirmişlerdir. Bölge halkının genel inancı, Persler devletine yayılmış olan ateşe tapınma (ateş gede) inancıydı. Fatsa'nın Sakarat tepesinde bu inancın örnekleri halen mevcuttur. Ticaretin yaygın olduğu sahil kesminde daha zengin bir hayat sürerken; iç ve yüksek kesimde tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerden dolayı daha ilkel yaşantı sürülmekteydi. Pont Krallığı'nın bölgeye hâkim olduğu MÖIII -63 yıllarında kalabalık köyler inşa edilmiştir. Zamanla bölgeye gelen göçmenler, bu siteleri büyütmüşlerdir. Danişmentli Sultanı Yağı Basan Bey 1157 yılında Niksar üzerinden Ünye'ye inerek, Ünye'yi ve Bafra'ya kadar olan sahili işgal etmiştir. Yavuz Sultan Selim devrinde (1512-1520) Şebinkarahisar'a bağlı olan Trabzon, Canik (Samsun) ve Ordu Erzincan eyaletine bağlanmıştır. 1805 yılında Ünye Trabzon'a bağlanmış, 1831 yılında yapılan idari taksimatla da Fatsa sınır yapılarak; Ünye ve batısı Samsun Livası'na bağlanmıştır. Ünye, Cumhuriyetin ilanından sonra il yapılan Ordu'ya bağlanmış ve Çaybaşı ise Ordu ilinin batısındaki  Ünye'nin bir köyü olarak yerleşimini sürdürmüştür.
İLÇENİN YAKIN TARİHİ
 
    İlçeye Çaybaşı adı 1960 yılında verilmiştir. Çaybaşı adının veriliş nedeni Akkuş ilçesi topraklarında doğan Akçay (batıda) ile Curi (doğuda) çaylarının oluşturduğu vadilerin tam ortasında ve doruk noktasında kurulmuş olmasındandır. 1960 yılına kadar Çaybaşının adı Çilader köyü idi. Köyün merkezi ise bugünkü Çayır Mahallesi'dir. Çilader isminin verilmesiyle ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Rivayetlerden ilki; köyde Çilağa adında zalim birinin olduğu, köylülerin onun adına iş yaparken 'Çilağa derki' diye söz başladıkları ve emri yerine getirdiklerini zamanla da "Çilağa derki" sözünün halk arasında yaygınlaştığı, Çaybaşı'nın köy statüsüne kavuştuğunda, Çilader adının köyün adı olduğu söylenir. İkinci rivayet ise; Osmanlı devletinin son zamanlarında bölge halkının Rum ve Ermeni çeteleri tarafından zulme uğradığı ve aynı zamanda fakirlik ve savaşlar gibi etkenlerden dolayı halkın çektiği çileye atıfta bulunarak 'Çilader' adının verildiği söylenir. Yörenin çok eski bir yerleşim birimi olduğu, tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Çaybaşı  Çay Mahallesi'nde Yunanlılara ait mezarlıklara, kerpiç mezarlara, küllerin seramik kaplarla gömüldüğü mezarlara rastlanmıştır. Klasik Yunan dönemine ait gerdanlık ile bir çit küpe ve kolye bu yörede bulunmuş ve Samsun Arkeoloji Müzesine teslim edilmiştir.
        CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÇAYBAŞI
        Cumhuriyet döneminde Çaybaşı köy statüsüne kavuştuğundan Çileder adı Çilader olarak değiştirilmiştir. Çilader, Cumhuriyetin ilk yıllarında Tekkiraz Nahiyesi'ne bağlı merkezi bir köy idi. Çevre köylerle ve İkizce ilçesine bağlantısından dolayı Çayır Mahallesi'ndeki mescitte karakol kurulmuştur. Mescitte karakol kurulması Çiladerde ilk devlet hizmeti olarak kayıtlara geçmiştir. Yörenin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla fırın, bakkal, lokanta, terzi vb. yerler açılarak Çaybaşı'nda toplu yerleşim birimleri oluşmaya başlamıştır. Yerleşim birimlerinin oluşmaya başlaması ulaşım sorununu ortaya çıkarmıştır. Ünye-Çilader arasındaki yol yapım çalışmaları, insan gücüyle başlatılmıştır. İlçenin asıl kurucusu olan Talip BAYRAK'ın gayretiyle yol çalışmaları düzene girmiş ve Çaybaşı'na ilk motorlu araç 1950 yılında gelmiştir. 1952 yılında pazar yeri kurulmuş ve çevreyle hızlı bir etkileşim başlamıştır. 1955 yılında Çilader Nahiye olmuştur. İkizce İlçesi bu Nahiye'ye dahil edilmiştir. 1960 yılında Çilader ismi değiştirilmiş ve Nahiye'ye Çaybaşı adı konulmuştur. 1967 yılında ortaokul açılmıştır. 1972 yılında ise Belediyecilik düzeyine geçilmiştir. İlk Belediye Başkanı ise Talip BAYRAK'dır.
ÇAYBAŞI'NIN İLÇE OLMASI
        1972 yılından itibaren halkta Çaybaşı'nın ilçe olması düşüncesi gelişmeye başlamıştır. Bu düşünce Belediyecilik hizmetlerinin başlamasıyla artmıştır. 19.06.1989 tarihinde 21157 sayılı kanun teklifi ile Çaybaşı'nın ilçe olması İçişleri Komisyonu'nda görülmüş ve 9 Mayıs 1990 tarihinde "Çaybaşı'nın İlçe Olması" kararı alınmıştır. 21 Mayıs 1990 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra, 9 Ağustos 1991 tarihinde Fatih ŞAHİN'İN kaymakam olarak göreve başlamasıyla, idari statü tamamlanmıştır.
        ​İLÇENİN SOSYAL EKONOMİK KÜLTÜREL HAYATI
        Ordu Büyükşehir iline bağlı olan Çaybaşı ilçesi kuzeyinde ve doğusunda Ünye, batısında İkizce ve güneyinde Akkuş ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 560 metre olup, denize uzaklığı 19 km'dir. İlçenin 26 mahallesi bulunmaktadır.
        YÜZEY ŞEKİLLERİ: İlçe Karadeniz bölgesinin yüzey şekillerine sahip olup, Orta Canik dağları üzerinde engebeli bir arazi üzerinde yer almaktadır. Akarsuların geçtiği derin vadiler ve bu vadilerin yamaçlarında dağınık yerleşim birimleri bulunmaktadır. Doğusunda Curi ve batısında ise Akçay çayları geçmektedir. İlçenin güney sınırını oluşturan Kapılı ve Göksu mahallelerinin güney toprakları 9m yüksekliği, 1600 metreyi bulan rakımdadır. Taz yaylasından başlayarak İlçenin tümünde yer yer orman keşif alanları bulunmaktadır.
        BİTKİ ÖRTÜSÜ: İlçenin tamamı çeşitli bitki örtüsüyle kaplıdır. Açık arazi bulunmamaktadır. İlçenin toprakları, %70 fındık ağaçlarıyla kaplıdır. Geri kalan kısmı ise ormandır. İlçenin topraklarında değişik meyveler yetiştirilmektedir. Ancak bu meyvelerden elde edilen ürünler pazarlanmayıp, yetiştirenler tarafından tüketilmektedir.
EĞİTİM ÖĞRETİM
              Çaybaşı ilçesinde Eğitim-Öğretim ilk defa Çilader Köyü İlkokulu adı altında 1938 yılında açılan okulla başlamıştır. Okul öğretmensizlik yüzünden 1942-1943 yıllarında kapalı kalmış olup; ilk mezunlarını 1945 yılında vermiştir. 1951 yılında Ünye'ye bağlı olarak Tekke Mahallesi İlkokulu, 1957 yılında İlküvez Kasabası İlkokulu hizmete açılmıştır. 1961 yılından sonra İlçenin çeşitli mahalle ve köylerine yeni okullar açılmış ve halkımızın hizmetine sunulmuştur. 1969-1970 yılında Çaybaşı Merkez İlkokulu binasında ortaokul açılmıştır. 3 Ağustos 1991 yılında Çaybaşı İlçesinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün faaliyete başlamasıyla, eğitim-öğretim çalışmaları Milli Eğitim Müdürlüğünce sürdürülmektedir.
SOSYAL HAYAT
            İlçe nüfusunun büyük bir kısmı çeşitli zamanlarda yurdun değişik yerlerine çalışmaya gitmektedir. Yüksek kesimlerde dışarıya yoğun göç yaşanmaktadır. Fındıktan sonra ilçenin 2. geçim kaynağı halıcılıktır. Yörenin rutubetli olması sebebiyle yüzyıllardır yapılmakta olan ve sağlık açısından faydalı olan ahşap evler vatandaşlar tarafından terk edilmekte ve yerine betonarme evler yapılmaktadır. Halk yazın fındık toplamak için köylere, kışın ise merkeze inmektedir. Bazı farklılıklar olmasına rağmen geleneksel Türk aile yapısı devam etmektedir. Anne ve babalar evlatlarıyla birlikte oturmalarına karşın, yine tüm çocukların sorumluluğunu üzerine almaktadırlar. Coğrafi şartlardan dolayı dağınık yerleşim modelinin hâkim olduğu yörede, komşuluk ilişkileri istenilen düzeyde değildir. Engebeli arazi yapısı yüzünden evlerin birbirinden uzak olması ve insanların her zaman görüşememeleri, ortak sorunlara zamanında çözüm bulunmasını engellese de, ilişkiler yine de sıcaktır. İmece usulü halkın ekonomik gücünün artmasına bağlı olarak kalkmıştır. Adetlerde ve geleneklerde olduğu gibi kıyafetlerde de değişiklikler görülmüştür. Son dönemlerde ulaşım ve iletişim alanında gelişmeler halkın bilgiye ulaşımını kolaylaştırmış buna paralel olarak da yöresel kıyafetler yerini günümüz kılık kıyafetine bırakmıştır. Bölgemiz insanı Karadenizli olmasına rağmen, Türkiye'de Laz adı verilen halkın yaşayış biçimleriyle ilgisi yoktur. Yörenin yörel düğün yemekleri ise; Keşkek, Aşure çorbası, Pilav, Et yemeği, Mısır çorbası, Güveç, Karnabahar, Mantı, Yufka Makarnası, Çörek, kompostodur.